Ankara

2 Ağu

Yakup Kadri’nin okuduğum ilk kitabı Yaban. Milli Mücadele dönemini ve köylü – aydın çatışmasını anlatan bu eser, benim Yakup Kadri’ye ve eserlerine ilgimi artırdı. Geçen hafta da, Türk siyasi hayatını en iyi şekilde yansıtan Ankara’yı anlatan romanını okuma fırsatım oldu.

Esere geçmeden önce yazarı kısaca tanımakta fayda var.

yakupkadrifotoMilli Edebiyat döneminin öncü roman yazarlarından ve Fecr-i Ati edebiyatının kurucularından olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 1889 Kahire doğumlu. Romancı, gazeteci, şair ve diplomat olan Karaosmanoğlu, Anadolu Ajansı‘nın ve 1935 yılında yayınına son verilen aylık politik dergi Kadro‘nun kurucularından. Kendisinin Milli Mücadele döneminde birçok mecmuada yayınlanan yazıları mevcut. Eserlerinde daha çok vatansever aydın tiplemelerini işleyen ve anlatacağı olayı daha somutlaştırmak için yobazlık, vatan hainliği, alafrangalık gibi temaları kullanan bir isim. 1934 yılında Tiran büyükelçiliğine ve devamında Prag, Lahey, Bern ve Tahran elçiliklerine getirildi. 1961-65 yılları arasından CHP Manisa milletvekilliği yaptı. Zira yapıtlarında, sürdürdüğü aktif siyasi hayatın izlerini görüyoruz.

Ankara’nın Türkiye siyasi tarihindeki yeri çok büyük. Roman, 1920’li yıllardan itibaren Ankara’nın birkaç yıllık süreçte geçirdiği sosyal ve siyasi değişimleri çarpıcı olay örgüsüyle gözler önüne seriyor. Yukarıdaki satırlarda Yakup Kadri’nin alafrangalık, batılılaşma gibi konuları işlediğine değindim. İşte Yakup Kadri’nin Ankara romanında göze çarpan konulardan biri “alafrangalık-züppelik“. Alafrangalığın yanlışlığına ilk olarak Kiralık Konak’ta ve devamında Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Ankara, Bir Sürgün, Panorama romanlarında değindi.

3 bölümde inceleyebileceğimiz kitabın ana kahramanı Selma. Banka şefi olan eşi Nazif ile birlikte İstanbul’dan Ankara’ya taşınan Selma, yeni taşındığı yere ilk başta alışamaz ve Ankara’nın sosyal yapısı kendisine çok ters gelir. Selma, bu dönem oldukça vatansever bir kimliğe sahiptir ve Nazif’ten vatanın savunulmasına karşı aynı ilgiyi göremeyince ister istemez eşinden soğur. İkinci bölümde ise; Nazif’ten ayrılan Selma, emekli binbaşı Miralay Hakkı Bey ile evlenir. Selma Hanım, bu dönemde milli ideallerden kopan kocası Hakkı Bey’in de etkisiyle balo balo, kokteyl kokteyl gezmeye başlar. Lakin, içinde bulunduğu lüks ve rahat hayattan memnun değildir. Sürekli arayış içerisinde bulunan Selma, muharrir Neşet Sabit ile evlenir. İşte bu son dönemde, azınlığın zevk içinde geçen çılgın hayatına nispeten daha oturaklı ve kültürel alanda büyük bir atılım sağlayan gelişmeler yaşanır.

Kitapta esas olarak; büyük mücadele ve savaşlarla geçen dönemin ardından toplumda meydana gelen rehavet ve çürüme olgusu işleniyor. Yokluk ve zorluk döneminden sonra Ankara şehrinde yaşayan bir azınlık tarafından parti, balo gibi eğlence organizasyonlarındaki kendinden geçmişlik yazarın öne çıkardığı esas nokta. Ve bu zümreye karşı milli değerleri benimseyen ve sosyo-kültürel alanda atılımı gerçekleştiren bir topluluğun mücadelesi anlatılıyor.

Okumalısınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir